Her şeyden önce her iki takım oyuncularını kutlamak istiyorum. Böylesine ağır saha ve hava koşullarına rağmen 90 dakika harika bir mücadele örneği sergilediler.
Helal olsun onlara...
İşte futbol ve gerçek futbolculuk bu. Sadece takımları, sadece formaları için mücadele ettiler. Daha ne olsun.
Futbolçuların böylesine mücadelelerine gölge düşüren bir kişi vardı; Hüseyin Göçek.
Göçek hakem falan değil.
İyi niyetli ama, hakem değil ve futbolu bilmiyor.
Ne faulleri, ne de kartlık pozisyonları süzme yeteneğinden yoksun. O zaman da hakem olamazsın. Örneğin; 44. Dakikada Eboue'ye yapılan bariz faulü penaltı olarak değerlendirmezsen, işte böyle hakemliğin de sorgulanır ki, o pozisyon üstelik gözünün önünde oldu ve her şeyi gayet net olarak gördü.
Bazen maç içerisinde düşünmedim de değil doğrusu. Biliyorsunuz Hüseyin Göçek GALATASARAY lı. Acaba bunun altında mı eziliyor. Gerçekten böyleyse bir daha GALATASARAY maçları almasın bu arkadaş. Hem kendine, hem de tuttuğu iddia edilen takıma, yani GALATASARAY ya zarar veriyor.
Hazır hakemlerden TV yıldızı olma dönemi başlamışken, bu işe başlasa daha iyi olur.
Yakışıklı; karizma desen 10 numara. Nasılsa GALATASARAY ya karşı da çalışıyorken. TV. ler daha ne istesin. Bakınız; örnek, Bünyamin Gezer abin...
Neyse; maça dönelim....
Bursa'yı can-ı gönülden kutluyorum. Futbol adına ne gerekiyorsa 90 dakika yerine getirdiler. Mücadele, oyun, sistem; hepsini sahaya döktüler. Tek şanssızlıkları, GALATASARAY'ın, bu yıl kavuştuğu ruhu. Maalesef bu ruha yapılacak bir şey yok. Buna çare de yok.
Bursa işte bu çözümsüz ve çaresiz ruha yenildi. O nedenle üzülmemesi gerekir bu yenilgiye...
Ruh demiştik.
Adresine döndü.
Ali Sami Yen'e...
İşte aranan buydu... Hem taraftar, hem de camia tarafından.
Ruh olunca futbol da oluyor netice de...
Adnans'ın (Adnan Polat, Adnan Sezgin) bilgisine...
GALATASARAY her geçen gün, her geçen maç üstüne koyarak yoluna devam ediyor.
Daha önceki yazılarımızda belirtmiştik; bu takımın birkaç aya ihtiyacı var diye.
İşte gerçek ortaya çıkıyor.
Ne de olsa yeni kurulan bir takım ve bir arada sürekli oynamak zorundalar. Nihayetinde bu zaman aktıkça takım da birbirine alışıyor ve birbirini tamamlıyor. Sonuç da G.Saray seyredenlere zevk ve keyif veriyor. Yıllardır aç bırakıldılar insanlar bu duygulara.
Daha ne istesinler.
Bütün bu olumlu gelişmelere rağmen hala devam eden sıkıntılar da yok değil.
Örneğin defansın göbeğindeki Gökhan Zan. Topu oyuna sokmada yetersiz. Zaman zaman çok hatalar yaptı ki, birisi nerede ise gol ile sonuçlanıyordu. Bence ara transferde öncelikle defansın tandemine mutlaka iyi bir oyuncu alınmalı.
Ondan sonra da golcü.
Engin için, bilgisayarın tuşlarına, olumlu ve güzel kelimeleri dökmekten parmaklarım yoruldu. Devam Engin, devam. Sana acımasız eleştirilerde bulunanlara vereceğin cevap işte bu güzel oyunların. Hele 1. Goldeki ustalığın yok mu; işte bu asiste ben şapka çıkarırım arkadaş, şapka...
Aslında, içinde bulunduğun büyük camianın, kuşkusuz sendeki bu olumlu değişiklikte, etkisi hayli fazla.
Bunun kıymetini bil.
Bak; ne sinirin ne var, ne de agresifliğin. Sadece oynamayı, futbolu düşünüyorsun. Biliyorsun ki, bu forma sırtından çıkınca bir daha alman öyle kolay olmayacak. İşler iyi gitmeyince, ipe un serince, kimse sana dönüp bakmaz. Kimse seni ciddiye almaz. İşte sen bunun farkına varmışsın veya vardırılmışsın.
O nedenle böyle devam et.
Hem sen, hem GALATASARAY ve özellikle Türk futbolu kazansın. Çünkü aranan ve ihtiyaç duyulan bir yeteneksin; kendini yetenek zanneden Endülüs'lü topçular arasında...
Endülüs demişken; Ali Sami Yen Arenada artık "Endülüs'de raksı" senden seyretmeye alıştır bizi...
Atılan 2. Gol; tam bir görsel şölendi... hem şölen hem de derslikti, derslik...
Bu şöleni yaşatanlara binlerce teşekkür...
Eboue, bu yılki transferlerden en verimsiz olanı.
Umarım yılın sonunda "yılın bidonu" olmaz.
Eh, ne yapalım bu kadarı kadı kızında da olur. GALATASARAY yıllardır boşuna ne paralar verdi. Buna da katlanırız. Üstelik de sezon daha uzun. Umarım Eboue bizim yüzümüzü kara çıkarır, biz de mahcup oluruz ve bundan da hiç gocunmayız; aksine mutlu da oluruz...
Son haftada basketbolda, ezeli rakip F.Bahçe'ye karşı alınan iki galibiyet ve Cumhurbaşkanlığı kupası; iyi bir oyun ve mücadeleden sonra Bursa'yı evine puansız gönderme.
Taraftar mutlu ve aynı zamanda gururlu. Bu lig belli ki kesmemeye başladı.
Hasret bitmek üzere.
Taraftar ne diyor: "Avrupa, Avrupa duy sesimizi...."
DİĞER YAZILAR
- Florya’nın Gülleri Açınca, Samanlık Seyran Oluyor… (16 Aralık 2011 )
- Bu yazı bir suç ihbarıdır… (28 Ekim 2011 )
- ÇİFTE KAVRULMUŞ LOKUM (04 Ekim 2011 )
- BÜNYAMİN EFENDİ’ Böyle İstedi… (22 Eylül 2011 )
- Melo yetmez… (21 Eylül 2011 )
YAZARLAR
-
Tamay Zengin
-
Ersan Çelik
-
Metin Ünlü


